zaterdag 10 juli 2010

A, B, C, D… Ve Sonra?

Dört yaşındaki kızıma okulda okulda çoktan seçmeli (multiple choice) test yapmışlar.. Bir halt anlamamış tabii..
Ben de anlamıyorum gerçi, üniversite sınavında 1995 senesinde derece almış bir anne olarak biliyorum ki
A, B, C, D şıklarından birini seçerek kansere çare bulunmuyor..
Güzel bir beste yapılmıyor..
Askersen savaş kazanılmıyor..
Ticarette zaten A,B,C,D’den ekmek yemek imkansız. Yeni pazarlar, kimsenin bilmediği yeni ürünlerle çıkabilmek gerek.. Müşterilerden, tedarikçilerden yanında çalışanlara kadar birsürü bilinmezin hareketi sözkonusu.. Bunların davranışları A,B,C,D’ye uymuyor.
Tabii herkesin kansere çare bulması, beste yapması, roman yazması, savaş kazanması gerekmez.
Zaten global anlamda fabrikalar da tek tip eleman bekliyor. Eleştirmeyen, düşünmeyen, kendine verilenden başka iş yapmayan.. Fabrika dediysem bu banka da olabilir, standart fast food üreten bir restoran zinciri de.. Işler rutin ve bir elemanın yerine her an başkası geçebilir..
A,B,C,D sisteminden çıkan birisi tabii ki bir fabrikada rutin bir işte çalışıp kendini kurtarabilir. Tabii ki bir sonraki reorganizasyona kadar.
O zaman ne yapacağız? Evlatlarımızı geçen yüzyılın endüstri toplumunun ihtiyacına yönelik tek tip eleman yetiştiren eğitim sisteminin zararlarından koruyacağız. Okula gidecek tabii.. Ama evde yaratıcı ve fikir üretici olacak. Evde A,B,C,D bana sökmez kardeşim..
Ezberci eğitim sistemi bile bu çoktan seçmecilerden iyidir yahu.. Ezberlemek de bellek yeteneği geliştirir. Bu resmen ‘çoktan atmalı’ bir sistem. Öğretmenlere de kızamıyorum, neticede müfredatı uygulamak için maaş alıyorlar. Müfredatı uygulamayan bir öğretmenle karşılaştığınız zaman zaten hayatınız değişiyor..